Modules

· Ana Sayfa
· Dost Siteler
· Haber ekle
· Iletisim
· Konu basliklari
· Sayfayi öner
· site mesaj
· Üyelik hesap

 
 Üyeler

Hoşgeldin, Anonymous
Üye Adı
Şifre
(Kayıt Ol)
Üyelik:
Son Üye:
Bugün:
Dün:
Toplam:

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 7
Üye: 0
Toplam: 7
 

Tarih
Tarih

Xorasan Kürtleri

Xorasan Kürtleri

'Ruhsal olarak çok güçlü insanlar; Kürtlükleri, tarihleri, dil ve cesaretleri ile övünüyorlar; hatta İran-Irak savaşında İran'ın onların sayesinde kazandığına inanıyorlar ve çok da can vermişler. Ama bugünkü hallerinden de hiç memnun değiller



MEHMET ŞEKER

Kürtlerin yayıldığı coğrafyalar üzerine araştırmalar yapan ve İç Anadolu Kürtleri'nin tarihi üzerine incelemeleri bulunan Şoreş Reşi, Horasan'a kadar giderek buradaki Kürtleri araştırdı. İç Anadolu Kürtleri ile onlardan kopan diğer alanlardaki Kürtlere seslenen Veger Dergisi'nin ikinci sayısında yayımlanan Xorasan Kürtleri ile ilgili araştırması üzerine Şoreş Reşi ile söyleştik.

-Şuradan başlamak istiyorum, İç Anadolu Kürtleri ile Xorasan Kürtlerinin aynı aşiretler olduğunu yazıyorsunuz; bunu nasıl tespit ettiniz veya oraya gitmek nereden aklınıza geldi?

İç Anadolu'daki Kürtlerin tarihi ile ilgilenmem çok uzun bir geçmişe dayanır; bu konuda her zaman bir araştırmanın içinde oldum ve hala da bu devam ediyor. Xorasan Kürtleri ile ilgili araştırmam da 1999 yılına dayanıyor. Aynı yılın 24 Mayıs'ında kurulan Kürdistan Ulusal Kongresi üyesi oldum ve I. Genel Kurul'da "Sürgün ve Diaspora Kürtleri Komisyonu" nun başkanlığına seçildim. Komisyon çalışmaları arasında Kürtlerin yayıldığı coğrafyaların tespiti de vardı. Tabii ki bunların içerisinde Xorasan'daki Kürt kolonisi de bulunuyordu. Oradaki Kürtler üzerine yaptığım araştırmalarda gördüm ki, oradaki Kürtler ile bizim İç Anadolu ve diğer alanlardaki Kürtler biribirinden kopmuş, ama bundan kimsenin haberi yok. Bu nedenle bu alana daha fazla eğilmek ve yerinde incelemek zorunluluğu ile karşı karşıya kaldım.

-Oradaki Kürtleri araştırmaya başlarken elinizde bir materyal var mıydı?

Elimizde hiçbir malzeme yoktu; çünkü fazla tanınmayan bir alandı, oradaki Kürtleri konu alan kitap ve yazı çok azdı. Bu nedenle, Doğu Kürdistanlı olan diğer komisyonların başkanı arkadaşlardan yardım istedim ve onların bu alandaki Kürtler üzerine yazılmış eserleri temin etmelerini istedim. Sağolsun arkadaşlar bunu gerçekleştirdi ve bana çok değerli bir aydın olan, 'amca oğlum' diye nitelendirdiğim Kelimullah Tewahudi'nin 7 ciltlik Xorasan Tarihi kitaplarını getirdiler. Kitaplar Farsça yazılmıştı ama bazı aşiretlerin isimleri Latin harfleriyle de yazılmıştı. İlk göz gezdirdiğimde bunları gördüm ve meseleyi anladım. Daha sonra da tercüme işlerine başladım.

-'Amca oğlum' demenizin özel bir nedeni var mı?

Evet, ikimiz de aynı aşiretten, yani Sêvıkan aşiretinden geliyorduk; ikimizin de derdi aynıydı ve 500 yıl sonra kopan ilişkileri tekrar başlatıyorduk; bu yüzden biz amca çocukları sayılırdıkÉ

-Peki oraya gitme nasıl gerçekleşti; yani hiç bilmediğin ve tanımadığın bir bölgeye gitmek o kadar kolay bir iş olmasa gerek?

Doğru, kolay değil; arkadaşlarım da beni düşünerek engel olmak istediler, ama insan istedikten sonra her şeyin bir yolu bulunuyor. Bir de, işin içine araştırma, yeniyi bulma girince insan korkuyu unutuyor ve tarihten utanıyor. Tarihi okuduğumuzda görüyoruz ki, yabancı araştırmacılar ve gezginler onyıllar öncesinde bütün tehlikeleri göze alarak çeşitli bölgelere gitmişler ve bir kısmı da bu yolda ölmüş. Kürtlerin de kendi tarihlerini araştırmaları sözkonusu olduğu zaman tehlike tanımamaları gerekir. Bu yüzden ölüme razı olarak gittim. Gitmeden önce de ilişkileri geliştirmek için 2000 yılında yine Doğulu bir arkadaşı kendi olanaklarımla Xorasan'a gönderdim. Onun fazla başarılı olmayan ön çalışmasından sonra kendim gitmeye karar verdim.

-Oraya gittiğinizde ilk olarak neyle karşılaştınız, duygularınız ne idi, nasıl karşılandınız ve dil konusunda bir zorluk yaşadınız mı?

İnsan bir duygu karmaşasında kalıyor ama ne tesadüf ki, benim ilk tanıştığım insan da şair-halk ozanıydı ve o da Sêvıkan aşiretindendi. Yıllar önce tanışan iki dost gibi selamlaştık ve kucaklaştık. Çok sıcak karşılandım. Beni birbirlerine tanıtırlarken, şifreli olarak, 'Öbür taraftan' veya 'Anavatandan' gelmiş diyorlardı. Bizi ağacın gövdesi, kendilerini de dalları gibi görüyorlardı. Dilini anlamak için beynimin bütün bölümlerini harekete geçirdim; dilimizdeki bütün kelimeleri hatırlamaya çalıştım; kısa bir tereddüt ve şaşkınlıktan sonra tamamen anlaştık. Bu da beni rahatlattı. Bir İç Anadolu Kürdü'nün Kürtçesi'ne ne kadar Türkçe girdiyse, onların da Kürtçesi'ne o kadar Farsça girmiş. Bizim Kürtçemiz aynı dil grubundan olmayan Türkçe ile kabalaşırken, onlarda böyle bir durum yok. Bize, zora dayalı bir asimile politikası dayatılırken, orada böyle bir durum yok, ama dolaylı bir politikanın olduğu söylenebilir.

-Nedir bu politika?

Orada Kürtleri inkar yok ve sistem, Kürtleri her alanda halkların (Kürtlerin de) gözünde küçük düşürme yoluyla asimile etmeye kalkışmıyor. Ama, Kürtlerin bir İrani (Arya-Aran) kavim olmasından yola çıkarak, daha güçlü bir ülke ve daha güçlü bir Farslaştırma var. Kürtlerin kahramanlıkları ile övünürken ve saygı duyarken, onların dilinin gelişmesi için bir çaba içinde değil. Tabii bunu Xorasan için diyorum, yani Doğu Kürdistan'dan ayırarak konuşuyorum. Özellikle de Xorasan Kürtlerinin izole edilmek istendiğini ve zamana yayılmış bir asimilasyon politikasının varlığını sezinledim. Örneğin, Xorasan Eyaleti'nde yayın yapan Meşhed Radyosu'nun günde bir saat Kürtçe yayını var. Ama bunun 30-45 dakikası Kur'an okunması ve kalan sürenin de Kürtçesi bozuk olan kişiler tarafından doldurulması, oradakilerin deyimiyle 'Kürtçe'nin Farsça'ya yem olarak sunulması' dır. Yine, Kürt köylerinin arasına Fars köylerinin yerleştirilmesi, diğer Kürtlerle olan ilişkilerin sınırlandırılması ile din kullanılarak Kürt identitesi yok edilmek isteniliyor. Merkezi bir şehir olan Qoçan'da dini bir imamın pohpohlanarak tanıtılması ve bunun yaygınlaştırılmak istenmesi gibi sayısız örnek vermek mümkün.

-Sanırım oradaki Kürtlerin mezhebi ile Doğu Kürtleri'nin mezhebi ayrı değil mi?

Evet, Xorasan Kürtleri ile Lor Kürtleri Şia; Doğu Kürtlerinin büyük bir bölümü de Sünni. Ama Xorasan'daki Şialık ile Türkiye'deki Sünnilik arasında çok benzerlikler var. Hatta bazı yönleriyle daha geri. Oradaki Kürtler arasında Hz. Ali'nin yeri ve derecesi ile tanrının derecesi hemen hemen aynı, ama bizdeki Alevilikten de çok farklı.

-Yukarıda 500 yıl sonra dediniz ve Veger'deki yazınızın başlığı da bu yönde. İç Anadolu Kürtleri ile Xorasan Kürtleri gerçekten 500 yıl önce mi birbirinden ayrılmış?

Bir kısmı için bu doğru. Yani Qeremanlı aşiret konfederasyonu için 500 yıldan fazla da denilebilir. İç Anadolu'daki Kürtlerin bir bölümü olan Qeremanlıların gidişi Şah İsmail'e kadar gidiyor ve benim iddiam; bu konfederasyon ile Şah arasında doğrudan bir bağlantının olduğudur. İkisinin aynı aşiretten veya yakın akraba olması yakın bir ihtimal. Şah'ın ortaya çıkması, saklanması, doğuya kaçırılması ve yükselişi ile bu aşiretlerin ilgisi var ve buna dini inancın etkisini de eklemek gerekir. Diğer aşiret konfederasyonları olan Çemişkezek ile Şadiler de; 1590 yılında Osmanlılar ile Safeviler (I.Abbas) arasındaki anlaşmadan sonra (1594) gitmişlerdir. Geriye kalanlar da Batı Kürdistan, Suriye ve İç Anadolu arasındaki bölgelerde serpiştirilmiş. Yani o tarihten bu yana ilişkiler kopuk ve Veger Dergisi ile biz bunu tekrar canlandırmak istiyoruz.

-Bu göçlerde bir zorlama söz konusu mudur?

Xorasan göçlerinde bunu göremiyorum. Qeremanlıların tamamen gönüllü, diğer konfederasyonların da anlaşmalar sonucu gittiği kaanatindeyim. Ama İç Anadolu'dakiler ile Suriye'dekiler (Hama, Humus) tamamen Osmanlıların zoruyla ve savaş sonucu gitmişlerdir. Bir diğer önemli nokta da, Xorasan'ın bazı iddiaların aksine bir Kürt yurdu olmasıdır; Kürtlerin oradaki varlığı bildiğimiz kadarıyla en az 4000 yıla dayanıyor. Tabii bu süreçte savaşlar nedeniyle devamlı geliş ve gidişler olmuş. Son gidiş de 500 yıl öncesine sarkıyor ve araştırmacılara çok ilginç olanaklar sunuyor.

-Neler mesela?

Bir halkın ne kadar zamanda ve nasıl bir değişikliğe uğradığının açık laboratuvarları bu alanlar. Dil, din, sosyalite, karakter, ruh, giyim vs. alanlarında incelemeye değer ve çıkacak bilimsel sonuçların tarihsel tezlere ışık tutacağı inancındayım.

Ruhsal olarak çok güçlü insanlar; Kürtlükleri, tarihleri, dil ve cesaretleri ile övünüyorlar; hatta İran-Irak savaşında İran'ın onların sayesinde kazandığına inanıyorlar ve çok da can vermişler. Ama bugünkü hallerinden de hiç memnun değiller ve bir 'Mehdi'nin gelerek onları kurtaracağını söylediler. Bu 'Mehdi'nin kim olduğunu sorduğumda, yanıtları beni çok şaşırttı, çünkü bu sayın Öcalan'dı. O kadar izole olmuş bir halktan, sayın Öcalan'a olan çok gizli (çünkü halk korkuyor) bir sevgi selinin olduğunu fark ettim ve bu beni gerçekten şaşırttı. Bu açıdan yeniden bir toparlanmanın olduğunu söylemek mümkün.

Fiziksel olarak da; İç Anadolu ile Malatya, Adıyaman yöresindeki insanlara korkunç bir benzerlik var. Bir elmanın birkaç parçaya bölünmüş hali gibi. Günlük giyimleri de bizim giyimler gibi, ama düğün ve milli kıyafetleri değişik. Şimdi yok olmakla birlikte, gene de her evde bulunabiliyor. Kadınların en ilgi çekici elbiseleri; başlarına, daha doğrusu alın kısmında görülecek şekilde bağlanan süs ve değerli para veya altın takısı ile kulaklara takılan ve göğüs üzerine kadar sarkan, geniş küpeler. Ayrıca elbise üstlerine giydikleri bir yelekteki kompozisyon da çok etkileyici. Göğüs kısmı tamamen demir, para, gümüş veya altınla kaplı olan bu giysi çok ilgi çekici. Yine bele bağlanan madeni kemerler de çok zarif ve inceÉ Son olarak da dizden aşağısına sarkan bir entari (fistan) ve çorap var. Çok renkli ve zengin bir giyim.

Tabii şunu da hatırlatmak gerekir ki; bugün bu giysiler ancak Kürtler arasında ve kırsal kesimde arasıra kullanılıyor. Yoksa, bilinen kara çadır herkes tarafından kullanılan mecburi giyimÉ Erkekler de kırmızı bir gömlek ve şalvar giyerek bellerine beyaz bir kemer bağlıyor; sanırım bu Kazaklardan kopyalanmış ve æzidi inancından da gelebilir. Ama esas giyimlerinin; ayaklarda çarık, çorapların üzerine dolanan işlemeli bir sargı, şalvar, bel kuşağı ve kafaya sarılan bir sarıktan oluştuğunu tahmin ediyorum.

ROJNAME KURDI Ö.P--- PULYANLI  BERTAN

 
 
 İlgili Bağlantılar

· Daha fazla Tarih
· Haber gönderen hatice eldeniz


En çok okunan haber: Tarih:
Doganli karahasan Biografisi- Hazirlaya Ahmet Nazlikul

 
 Haber Puanlama

Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

 
 Seçenekler


 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder

 
"Login" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun